Denenmis ve Begenilmis ,Resimli Yemek ,Tatli,yas Pasta Tarifleri

Ana Sayfa Profilim Arşiv

HAKKIMDA

Deneyip begendigim tarifleri sizlerle paylasiyorum.Zamani olmayan,mutfaga giremeyen calisan Hanimlar ZAANDAM ve cevresinde ikamet ediyorsaniz.Dogum günü pastasi,yas pasta,Börek,tatli,kurabiye,hamurisleri,yani blogumda olan veya olmayan istediginiz her seyi SIPARIS EDEBILIRSINIZ.BIR hafta önce bildirirseniz cok daha iyi olur benim icin. zehra-50@live.nl adresine mail atin ben size geri dönerim... DIGER BLOGLARIM: http://zehra50.blogspot.com http://benmutfaktayim.blogspot.com http://zehra50huner.blogcu.


KATEGORİLERİM



YAZILARIM

FB-GS dostlugu
HAYIRLI BAYRAMLAR DILERIM
karniyarik
Etli Lahana sarmasi
ödül
VEE BIRAZDA TATILIN GÜZEL ANILARI RIZE GEZISI
VEE YORUCU BIR YAZ TATILININ ARDINDAN
Tatilden önce hazirladigm yas pastalar
REGAIP KANDILINIZ MUBAREK OLSUN
SEFTALI KURABIYELER


ARKADAŞLARIM

siyah
yagmurcocuk
goznuru
leyli
oezlem
sumeyye1
nancy1
susam
yildizcaa
aysece
sihirlibahce
yaspek
turkuaz37
benar
mineninhobileri
islamhukuku
baharcicegi
cankusum14
yemekbloglari
blogcuabla
birhayvansever
sizinbloglariniz
yesimmutfakta
gurunms
almulaca
esramutfakta61
gokkusaginakis


BAĞLANTILARIM

* Yemek gunlugum
* Yemek24
* Yemek saati
* Bahar' dan esintiler
* Hasir sepet
* Portakal Agaci
* Yemekbiz
* Teatime
* Yemeklik(Hatice)
* Sihirli Bahce
* Neslinur78(gulsen)
* Mordeniz
* Sevilay(yemegimle)
* Zehra50
* Images
* Dna Harikası
* DnaHarikası
* 1Nisan2005
* YENI BLOGUM


ZİYARETÇİLERİM

outils webmaster
widget


REKLAMLARIM



DOST SİTELER



DOST SITELERIN BANERLERI






.........

HAYIRLI BAYRAMLAR DILERIM

Denenmis yas Pasta,kek,Tatli,börek,hamurisleri ve Yemek tarifleri
ramazan_bayram_2


MUBAREK RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

Degerli ziyaretçilerimizin ve bütün İslam aleminin mubarek Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutlar ve daha nice bayramlara kavuşturmasını Hz.Allah’tan temenni ve niyaz ederim.

Ebu Hureyre (r.a) , Rasulullah (sav)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etti ;

Bayram gecesi olunca melekler dalgalanır ve Allah hiçbir kimsenin vasfedemeyeceği şekilde nuru ile tecelli eder.Ve ertesi gün bayram yapacak olan meleklerine şöyle seslenir;

-Ey melekler topluluğu ! İşini tam yapan işçinin ücreti nedir?

Melekler;

-Ücreti tam verilir.

Bunun üzerine Allah;

-Sizi şahid tutuyorum ki hepsini bağışladım.”

 

“Mevlam bağışlananlar arasında olabilmeyi hepimize nasip etsin..Hayırlı Bayramlar..”

..


Tarih: 17:38, 21/9/2009 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

REGAIP KANDILINIZ MUBAREK OLSUN



Denenmis yas Pasta,kek,Tatli,börek,hamurisleri ve Yemek tarifleri


REGÂİB GECESİ

Receb ayının ilk Cum’a gecesine “Regâib gecesi” denir. Receb ayının her gecesi kıymetlidir. Her Cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ kıymetli olmakdadır. Regâib gecesinin kıymeti, çeşidli hadîs-i şerîfler ile bildirilmişdir.

Allahü teâlâ, bu gecede mü’min kullarına ragîbetler ya’nî ihsânlar, ikrâmlar yapar. O gece yapılan duâ reddolmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibâdetlere kat kat sevâb verilir. O geceye hürmet edenleri affeder.

Regâib kandilinin, Resûlullah efendimizin babası Hz. Abdullah’ın evlendiği gece ile hiçbir ilgisi yoktur. Memleketimizde ve birçok İslâm memleketlerinde, bir asırdan beri, Abdullah’ın evlendiği geceye, Regâib kandili ismini veriyorlar. Regâib gecesine böyle ma’nâ vermek doğru değildir.

Böyle söylemek, Resûlullah efendimizin dokuz aydan önce dünyayı teşrîf etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusûrdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusûrsuz olduğu gibi, Amine vâlidemizi nûrlandırdığı zaman da, noksan ve kusûrlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusûr sayılmaktadır.

Receb ayı, kıymetli aylardan olduğu için her gecesi kıymetlidir. Her cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince daha kıymetli olmaktadır. Regaib Gecesi’nin kıymeti, çeşitli hadîs-i şerîfler ile bildirilmiştir. İşte bu gece, bu kıymetli gecedir.

Peygamber efendimiz, “Receb-i şerefin ilk cum’a gecesinden gafil olmayın!” buyurdu.

Regâib gecesinden gâfil olma!”

Bir defasında, Peygamber efendimiz, Receb ayında tutulacak oruçların fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan, yaşı ve pîr-i fânî bir zât ayağa kalkıp:

- Yâ Resûlallah, ben Receb ayının hepsini oruç tutamam, dediğinde; Peygamber efendimiz:

- Sen Receb ayının birinci, onbeşinci, sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş sevâbına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cum’a gecesinden gafil olma ki, melekler o geceye Regâib gecesi

demişlerdir. Zîra o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâ’be-i muazzama etrafında toplanırlar. Allahü teâlâ onlara hitâben:

Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz.” buyurur. Onlar:

Yâ Rabbî, istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir.” deyip, isteklerini arzederler. Allahü teâlâ:

Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim buyurur.”

Recebin ilk Cum’a gecesini ihyâ edene (saygı gösterene), Allahü teâlâ kabr azâbı yapmaz. Duâlarını kabûl eder. Yalnız, yedi kimseyi afv etmez ve duâlarını kabûl etmez: Fâiz alan veya veren, müslümanları aşağı gören, anasına, babasına eziyyet eden, karşı gelen çocuk, müslüman olan ve islâmiyyete uyan kocasını dinlemiyen kadın, şarkı ve çalgıcılığı san’at edinenler, livâta ve zinâ edenler, beş vakt nemâzı kılmıyanlar.

Bunlar, bu günâhlardan vaz geçmedikce, tevbe etmedikce, duâları kabûl olmaz. Ananın, babanın, kocanın, hiç kimsenin, islâmiyyete uymıyan emri dinlenilmez, yapılmaz. Fakat, anaya, babaya, yine tatlı söylemek, onları incitmemek lâzımdır. Ana baba kâfir ise, onları kiliseden, meyhâneden, sırtda taşıyarak bile, geri getirmek lâzımdır. Fakat, oralara götürmek lâzım değildir.

Mübârek geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ kullarına çok acıdığı için ba’zı gecelere, ba’zı günlere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, günlerdeki duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir.

Bu geceleri ihyâ etmeli, ya’nî kazâ namazı kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölmüşlere de hediye etmelidir. Gündüzleri de oruç tutmalıdır. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek, günâh işlememekle olur.

Bir an evvel kazâ borçlarından kurtulmak için çalışmalıdır. Kazâ borcu olanın, nâfile ibâdetlerle meşgul olması uygun değildir. Nâfile ibâdetlerin sevâbına kavuşabilmek için, farzları yapmak ve farz borçlarını bitirmek, harâmdan sakınmak lâzımdır.

Mübârek günlerde ve aylarda yapılan duâlar kabûl edildiği gibi, bu aylarda yapılan bedduâlar da reddolunmaz. Bunun için, büyükleri, bilhassa ana-babayı üzmemeli, onların bedduâsını almamalıdır. Bu geceyi fırsat bilip, büyüklerimizi ziyâret etmeli, onların gönüllerini ve hayır duâlarını almalıdır.

Yakınları uzakta olanlar, telefonla arayıp kandillerini tebrik etmelidir. Bütün Müslümanlar, mübârek günlerde, gecelerde birbirlerini arayıp tebrikleşmelidir.

 mehmet oruc -365 gun dua


Tarih: 12:35, 25/6/2009 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Bütün Annelerin Anneler gününü kutluyorum

Denenmis yas Pasta,kek,Tatli,börek,hamurisleri ve Yemek tarifleri anne10011-2
Anneler gününüz kütlu olsuun cefali,vefakar,zulüm gören,Filistindeki,Iraktaki,Afganistandaki,Türkiyedeki...Dünyadaki bütün annelerin Anneler gününü kutluyor hepsininde gül kokulu ellerinden öpüyorum.
Nevsehirdeki anneminde anneler gününü kutluyorum onun ellerini de öpüyorum.

Tarih: 08:36, 10/5/2009 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

MEVLIT KANDILINIZ MUBAREK OLSUN



Muhterem Müslümanlar!
Doğumu âlemlere nur, huzur ve sürür getiren Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in mevlid kandilini,bir defa daha idrâkle müşerref olacağız.
Mevlid, Resûlullah Efendimizin doğum günü ve dünyaya geldiği tarih demektir.
O dünyaya gelmezden önce küre-i arzı küf ur bulutlan kaplamış, zulüm ve her çeşit dalâlet hüküm sürmekteydi.Mukaddes Mekke şehrinde, putları Allâh'a eş tutanlar çöreklen­miş, Kabe'nin içi, dışı ve etrafı irili ufaklı putlarla doldurulmuştu.
îman mefkûd, vicdan mecruh, zulüm memduh, edeb makdûh, ırz ve namus çak çak olmuştu. En şerefli varlık olması gereken insan, ah­lâksızlığın envâını islemedeydi.
Sırtlanı geçmişti beşer yırtıcılıkta, Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi.
insanoğlunun fikri mefluç idi. Ne mabudu bilen kalmış, ne ma* Dede gelen vardı.
Bu feci durumda kıvranan insanlık âlemi, imdadına koşacak kurtarıcıyı beklemekteydi.
O halaskar; Hazret-i Âdem'in heybetini, Hazret-i Nuh'un bilini-ni, Hazret-i Byyûb'un sabrını, Hazret-i İbrahim'in teslimiyetini, Haz­ret-i ismail'in itaatini, Hazret-i Yusuf'un güzelliğini, Hazret-i Musa'­nın yed-i beyzâsını, Hazret-i isa'nın ruhlara hayat iksiri gibi nüfuz eden nefesini kendinde toplayan ekmelü'r-Rusül olmalıydı.
Allâh'ın lütfü, beşeriyyete bir defa daha erişmiş, insanlığın çilesi dolmuş ve Hazret-i Muhammed'in doğumu yaklaşmıştı.
On aort asır evvel yine bir böyle geceydi, Kumdan ayın ondurdu bir öksüz çıkıverdi
Resullerin serdârı bulunan Hazret-i Muhaınmed; Mekke-i Müker-reme'de Rebiulevvel ayının on ikisine raslayan bir pazartesi günü dünyaya şerefler kazandırdı. Henüz tanyeri ağarmadan, Mekke ufuk­larında doğan şems-i Muhammedi ile bütün cihan aydınlandı.
Zerre-i nurundan eyler Arş-ı azim iktibas, Mâ h-ı rahşân-ı saadet doğduğu şebtir bu şeb.
Rebiulevvel ayı, Resûlullah Efendimiz'in hayatında çbk mühim tecellilere zarf olmuş bulunmaktadır. Dünyaya gelişi, Medine'ye gidişi ve Âlem-i Cemale göç etmesi hep bu aya tesadüf etmektedir;
Bütün tarihçiler,
Resûlullah Efendimizin doğumunun Rebiulev* vel ayında olduğunu ittifakla nakletmektedirler, Bu ayın kaçıncı ve hangi günü olduğunda ihtilâf vaki olmuşsa da ekseriyetin görüşü, on ikinci Pazartesi günüdür. Süleyman Çelebi ne güzel ifade etmiş:

Ol Rabbiu'l-evvel âyin nicesi, On ikinci gice isneyn gicesi.Gün tayinindeki bu ihtilâf, doğum zamanı için değişik tarih mebde'lerinin nokta-i hareket olarak ele alınmış olmasındandır. Ba­zı tarihçiler fil vak'asını, bazısı da Kabe'nin binasını esas alarak, gün tayininde fark göstermişlerdir.

ResûM Ekrem; Mekke'de, büyük dedesi Hâşim'den dedesi Abdül-Muttalib'e intikal eden, Da'rüd-Tabâbia denilen evde dünyaya gelmiş­tir. Onun dünyaya şeref verdiği gece yeryüzünde nice hârikalar vü­cuda gelmiştir. Kisrâ'mn sarayının burçları yıkılmış, iran'da bin yıl­dan beridir yanan ateşgede sönmüş, Sâve gölü kurumuştu.
O gece vukubulan kevni hadiseleri gören Yehûdî âlimleri, «İsrâil-oğullarından Peygamberlik gitti, Yehûdî âlimlerinin itibarı kalmadı» diyerek kederlenmişlerdi.Dedesi Abdül-Muttalib, onun doğumunu haber aldığı zaman son derece sevinmişti. Müstesna bir mahabbetle sevdiği oğlu Abdullah'ın genç yaşında uf ulunun acısı, tulü eden bu nurtopu torunla gidermiş oluyordu.
Abdül-Muttalib, bir ziyafet -tertip ederek Kureyş'in ileri gelenle- • rini davet etti. Misafirlerine torununun doğumunu haber verip ona' Muhammed ismini verdiğini açıkladı. Bu mübarek isim, Abdül-Mut-talibln soyundaki bir kimseye konulmuş değildi. Kendisine bu ismi tercih edişinin sebebi sorulduğunda şu cevabı vermişti:

«Onu, gökte meleğin yerde beşerin çok öveceğim umuyorum, bu sebeple ona bu adı koyuyorum».
Resûl-i Ekrem'in en meşhur ismi MUHAMMED'tir. Bu mübarek ismi Kur'ân-ı Kerim'in dört ayrı sûresinde zikredilmiştir. Bundan sonra Ahmed ismiyle şöhret alan Resûlullah Efendimizin Tâhâ, Ya­sin, Hâdî, Nur, Müddessir, Rahim, Reûf, Beşir, Nezir gibi birçok isim­leri daha vardır.
Resûlullah Efendimiz, baba tarafından en asli, en yüce bir soya sahip bulunmaktadır. Nesep âlimleri,

Resûlulîah'm babası Hazret-i Abdullah'ın soyunu Hazret-i ibrahim'e kadar çıkarmaktadırlar. 20 de­desi Adnan'a kadar neseb âlimleri ittifak etmişlerdir.
Adnan, Hazret-i ismail'in oniki oğlundan Nabit'in soyundan gel­miştir.


Resûlullah'ın annesi Hazret-i Âmine, Zühre oğullan kabilesinin reisi Vehb'in kızıdır. Onun soyu da Resûlullah Efendimizin beşinci dedesi Kilâb'da aynı soyda birleşmektedir.

Peygamber Efendimiz'in baba tarafından nenesi Fâtıma, onun an­nesi de Sahre'dir. Sahre, Tahmür'ün o da Kusay oğlu Ubeyd'in keri-mesidir.
Anne tarafından büyük anneleri de Berre, onun annesi de Ümmü Habib'tir.

ResûM Ekrem (s.a.v.) Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöy­le buyurmaktadırlar:
«3en, Ademoğuilannm (yaşadıkları) asırlarda (dededen babaya intikal ettirilerek) gönderildim. Nihayet içinde bulunduğum asra (gelmiş) oldum» (1). «Allâh, îsmâiîia evlâdı (arası) ndan Kinâneyi, Kinâneoğullarından Kureyş'i, Kurejş (için) den Hâşiıno£ullanm seç­ti. Beni de Haşîmoğulları arasından seçti» (2).

Aziz mü'minler!
Okumuş olduğumuz hutbede yer alan &yet-i kerimede şöyle buy-ruimaktadır:
«ABdolsıın, size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki si­zin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze çok düş­kündür. Mü'minleri cidden esirgeyicidir, bağışlayıcıdır o» (3).

Resûlullah Efendimizin babası Abdullah, ticaret için çıktığı Su­riye yolculuğundan dönerken, yirmi beş yaşında olduğu halde Medi'-ne'de vefat etti.
Ana rahminde iken babadan yetim kalan Peygamber Efendimi­zi, validesi, üç veya yedi gün emzirebilmişti. Ona' evvelâ Ebû Leheb'-in cariyesi Süveybe, daha sonra Halime-i Sadiye süt annelik yapmış
Hazret-i Halime'nin yanında beş yaşına kadar kaldı. Onun evi yurdu bu zaman içinde bolluk ve bereketlere sahne oldu.

Peygamber Efendimiz, süt annesinin yanında bulunduğu günler­den birinde çocuklarla oynarken, Cebrail aleyhisselâm gelmiş, ken­disini yatırmış ve melekî bir ameliyatla kalbini açmış ve içinden bir kan pıhtısını «Eu şeytanın sendeki nasibidir» diyerek çıkarıp atmış-
ti. Sonra kalbini, altından mamul bir taşın içinde Zemzemle yıkamış, daha sonra kapayıp yerine koymuştu. Yolda oynayan çocuklar, süt annesine koşup «Muhammed öldürüldü.» deyince koşup yanına var­dılar ve yüzünün rengini biraz sararmış buldular. Hazret-i Enes di­yor ki: «Ben, Resûlullah'ın göğsünde dikiş izlerini gördüm».

Fahr-i âlem, altı yaşına ulaşınca annesi Hazret-i Âmine, yanına oğlunu ve Ümmü Eymen'i alarak zevci Abdullah'ın kabrini ve Neccar-oğullan adı verilen hısımlarını ziyarete varmak maksadıyla Medine'­ye gitmişlerdi. Dönüşte Mekke'ye ulaşmadan ecel kendisine ulaştı. Fâni hayata veda edeceğini anlayınca oğlunun yüzüne bakarak şu beyitleri söyledi:
«Eğer rüyada gördüğüm şey doğrır çıkarsa, sen insanlara ve inlere, helâl ve haramı bildirmek üzere, peygamber gönderilecek­sin. Kavimlerle birlikte devam edip gelen putlardan Allâh seni koru­du. Her yaşayan ölür, her yeni eskir, yaşlanan herkes zeval bulur, her çok tükenir. Evet, (fâni olmam itibariyle) ben de öleceğim. Fa­kat ebediyen anılacağım. Zira oğlumu hayırlı bir halef bırakıyorum.» Bunları dedikten sonra gözlerini fâni hayata kapamıştı.

Böyle imanlı bir anne ve babanın, böyle şerefli bir soyun necib evlâdı Hazret-i Muhammed (s.a.v.), altı yaşında annesinden de öksüz kalmıştı. Sekiz yaşına kadar dedesi Abdül-Muttalib'in yanında kaldı. Onun da ebedî âleme irtihali üzerine amucası Ebû Tâlib'in yanına gitti.
Resûlullah Efendimiz'in, çocukluk günleri bile son derece afif geçmiş bulunmaktadır. O, putlardan nefret eder, doğruluktan ayrıl­maz, vakur ve doğru sözlü idi. Onun iyilikleri saymakla bitmez ki, hangisini sayalım.
..
Rahmet-i Rahmansın ey Peygamber-i sıddik-leb, Musteb.il efdaline tayin-i evsâf-ı ruteb.
Hiçbir kimseden tahsil görmediği halde, ilim ve irfanın zübdesi olmuş, dudakları kıpırdadığı zaman ağzından ledünnî ilimlerin âb-ı hayatı akmıştır.

«Beni Rabbim terbiye etti (ği için) edebimi güzelleştirdi» (4) bu­yuran Resûl-i efham; ilimlerin, irfanların aslı ve menbaı oluşunun sır­rını dile getirmiştir.
«Zübde-i irfansın ey Peygamber-i ümmî lâkab»
Günler devrini tamamlayıp giderken Hazret-i Muhammed (s.a.v.) in yaşı, yirmi beşe ulaşmıştı. Hazret-i Hatice validemizle olan izdiva­cı, aile reisi ve baba olarak nice güzel örneklerin ve hayatî ehemmi­yet taşıyan sünnetlerin bize intikaline yol açtı
Kırk yaşına vardığında Peygamberlikle vazifelendirilen Resûlul-lah, putperest bir kavmi, hakperest bir hale getirmiştir.
Mazhar-ı imanısın, şer'inle pekçok kâfirin. Bâtının pür nur idi, andan münevver zahirin.
Peygamberliğinin onüç senesi Mekke'de geçmiş, geri kalanı Medi-ne-i tâhirede devam etmişti.

Âdemoğlunun en şereflisi, âlemlerin rahmeti, Âhirzaman Peygam­beri Hazret-i Muhammed, son derece mütevazi, hayâlı, doğru ve in­sanların en güzel ahlâka sahip olanı idi. Açık ifadeli, tek tek konu­şan ve doğrudan ayrılmayan Resûlullah Efendimiz'in en çok kızdığı fena huy, yalancılıktı.
Gülden daha güzel kokan Resûlullah; güldüğü zaman, edebinin kemâlinden, ağzını örterdi. Şair ne kadar haklı söylemiş:

Altmış Birinci Hutbe
Kalemle kal ile tarif olunmaktan münezzehsin, Nekâisten serapa aksin ya Resûlellah

Kaynak;kitap.mollacami

MEVLİD KANDİLİNDE TESBİH NAMAZI 

Mevlid Kandili, Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V.)'nın âlemleri şereflendirdiği, nurlu vücudunun dünyaya intikal ettiği mübârek velâdet Kandili'dir.
Resûlullah Efendimiz, Rebiu'levvel ayının 12'sinde dünyaya teşrif etmişlerdir. Bu itibarla bu ayın 12 nci gecesi hicri senenin ilk kandilidir. Yarın, Pey-gamberimiz Hazretlerinin dünyaya teşriflerinin 1416'ncı yılını idrak edeceğiz.
Ayrıca bu ay içerisinde mümkün olduğu kadar salatü selâm getirilmeli. Salâtı nâriye, salâtı münciye veya fethiye okumaya çalışmalıdır.
Bu gecenin manevî zenginliğinden istifade etmek için bir tesbih namazı kılmalıdır.
Tesbih namazına şu şekilde niyet edilir :
«Yâ Rabbi, niyet eyledim rızâi şerifin için tesbih namazına. Yâ Rabbi bu gece teşrifleriyle âlemleri nûra garkettiğin sevgili habibin, başımızın tacı Rasûli Zîşan Efendimiz'in hürmetine ve bu geceki esrarın hürmetine ben âciz kuluna da afvi ilâhîne, feyzi ilâhîne mazhar eyle.. Allâhü Ekber.»
Kaynak FAZILET TAKVIMI


Tarih: 19:26, 8/3/2009 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

Bütün Islam Aleminin Kurban Bayramini Kutluyorum

Denenmis yas Pasta,kek,Tatli,börek,hamurisleri ve Yemek tarifleri Kurban bayrami tebrigi
Yogunluktan dolayi biraz gecikmeli olarak Bütün Islam aleminin Mübarek Kurban Bayramini kutlarim.Blogumu ziyaret eden herkese hayirli ,mutlu bayramlar dilerim.
Günümüzde artik eski bayramlar yasanmasa da lütfen anneler babalar cocuklarimiza bayramlarimizi yasatalim ,kendimiz yasayalimki onlara da örnek olalim.

Tarih: 20:57, 9/12/2008 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

Ramazan Bayraminiz Mübarek olsun

ramazan_bayrami[1] 
Bütün Islam Aleminin Ramazan Bayramini Kutlar ve hayirlara vesile olmasini Cenab-i Allahtan niyaz ederim.Bayram sabahi soframizdan bir kare.. bayram sabahi soframiz bayram sekeri
Buyrun bayram sekerinizi almadan gitmeyin guzel ziyaretiniz icin de tesekkürler.Hayirli bayramlar dilerim...

Tarih: 22:42, 30/9/2008 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

KANDILINIZ MUBAREK OLSUN

Denenmis Pasta,Tatli ve Yemek tarifleri




Bin Aydan Daha Hayırlı olan "Kadir Gecesi"



KADR SURESİ
1-Biz onu(Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
2-Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden
bileceksin?
3-Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4-Melekler ve Ruh o gece Rablerinin izniyle,her
iş için inerler.
5-O gece,tanyeri ağarıncaya kadar süren bir
selamettir.



Kadir gecesi olunca,şanı mübarek ve yüce olan
Allah,Cebrail aleyhisselama yeryüzüne inmesini
emreder.Bu ilahi emre itaat eden Cebrail aleyhisselam
da,beraberinde meleklerden bir topluluk olduğu halde
yeryüzüne iner.Bu esnada yanında bir de yeşil sancak
vardır. Onu, yeryüzüne inince Ka'be'ye diker.Cebrail
aleyhisselamın altı yüz kanadından öyle iki kanadı
vardır ki onları ancak Kadir gecesinde açar. Bu iki
kanat uzunlukta şarkı-garbı aşar.Daha sonra,Cebrail
aleyhisselam yanında bulunan meleklerin hepsini birden
yeryüzüne Ümmet-i Muhammed'in (SAS) üzerine
gönderir.Onlar da yeryüzüne dağılırlar.Ümmet-i
Muhammed (SAS)'in namaz kılanları,oruç tutanları,zikir
çekenleri,...üzerine selam verirler.Kendileriyle manen
musafaha ederler,el sıkışırlar, dualarına amin
derler.Meleklerin,mü'minlerle olan bu meşguliyetleri
sabaha kadar devam eder.Sabah olunca,Cebrail
aleyhisselam kendilerine seslenerek der ki:
-Ey melekler,dönünüz,dönünüz!... Onun bu çağrısı
üzerine bütün melekler dönerler ve kendisinin yanına
gelirler.Bu sırada ona sorarlar:
-Ey Cebrail,Ümmet-i Muhammed(SAS)'in dilekleri
hususunda bugün Allah(CC) ne yaptı?
Cebrail aleyhisselam der:
-Şanı mübarek ve yüce olan Allah bu gece onlara
nazar eyledi.Dört sınıf insan hariç hepsini
affetti,bağışladı.
Melekler sorarlar:
-Ey Cebrail,o dört sınıf insan kimdir?
Cebrail aleyhisselam sayar:
1)İçki içenler,
2)Anasına-babasına itaat etmeyenler,onları
üzenler,
3)Akraba,dost ve yakınlarıyla olan dostluk ve
kardeşlik bağlarını kesenler,
4)Mümin kardeşiyle üç günden fazla küs
duranlardır.(Hadis-i Şerif)


O gecenin Kadir gecesi olduğunun
işaretlerinden bazıları şunlardır:
-O günü,gece aydınlık ve parlaktır.Soğuk olmadığı
gibi,sıcak ve sıkıcı da değildir.Güneş doğarken,tan
yerinde önce ışıksız olarak görünür.Kim ki bu geceye
yetişir de ona inanarak ve manevi derece ve
büyüklüğünü hesaba katarak ihya ederse geçmiş
günahlarının tamamı mağfiret olunur. (Hadis_i Serif)


Faziletine inanarak ve mükafatını umarak Kadir
Gecesi'ni ihya eden kimsenin geçmiş günahları mağfiret
olunur. >> (Hadis-i Serif)- Buhari,Müslim

Kadir Gecesi'ni Ramazan'ın son on gününün tek
sayılı gecelerinde arayınız. >> Hadis-i Serif- Buhari

KADİR GECESİ DUASI: "Allahım! Şüphesiz Sen
affedicisin,Kerim'sin; günah bağışlamayı
seversin.Benim günahlarımı bağışla!"
(Allaahumme inneke Afüvvün Keriymün tuhibbül afve
fa'fu anniy.)


Tarih: 19:36, 26/9/2008 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

HOS GELDIN SEHR_i RAMAZAN

Denenmis Pasta,Tatli ve Yemek tarifleri

Ramazan’ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü’minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı…

Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü’minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.

Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur’ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.

Mü’minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.

Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.

Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayandır.”(1)

Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü’min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah’tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.

Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.

Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.

Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:

Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü’minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”

Ashâb-ı Kiramdan bazıları, “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü’mine iftar ettirene de verir” buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.

Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah’a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir


Tarih: 14:04, 1/9/2008 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

MIRAC KANDILINIZ MÜBAREK OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us


Receb-i Şerif'in 27.gecesi Miraç Gecesidir. Bu gecede Yatsı namazından sonra 12 rekat Hacet Namazı kılınır. Her rekatte Fatiha-i Şerife'den  sonra 10 İhlas-ı Şerif(Kulhü) okunur. 2 rekatte bir selam verilir.

Bu namaza niyet şöyledir: Ya Rabbi, rızayı şerifin için niyet eyledim namaza . Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrarını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili habibin Resul-ü Zişan efendimiz hürmetine ben aciz kulunu affı ilahine , feyz-i ilahine ve rızayı ilahine mazhar eyle.

Namazdan sonra ;
-4 Fatiha-i Şerife
-100 defa "Sübhanallahi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illâhü vallâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l- aliyyi'l-azîm.
-100 İstiğfar(Estağfirullâhil azim ve etûbü ileyk.)
-100 Salavati Şerif (Allahümme Salli alâ seyyidina muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed) okunup dua edilir.
 
Bu namazda ihlas-ı şerifeler 100'er tane okunur yada bu namaz 100 rekat olarak kılınırsa bu namazın feyz ve bereketi ile huzuru ilahiye namaz borçlusu olarak çıkılmaz.

Miraç gecesinden sonraki gün mutlaka oruçlu olunmalıdır.O gün öğle ile ikindi arasında 4 rekat namaz kılınır. Her rekatte Fatiha'dan sonra 5 ayetel kürsi, 5 kulyâ eyyühel kafirûn, 5 ihlas-ı  şerif, 5 felak, 5 nas sureleri okunur.

Kaynak:Dua ve ibadetler , Fazilet Neşriyat

Kandiliniz Mübarek Olsun

Tarih: 20:00, 29/7/2008 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

REGAIP KANDILINIZ MÜBAREK OLSUN

Image Hosted by ImageShack.us
Denenmis Pasta,Tatli ve Yemek tarifleri

3 Aylar ne demektir? Bize ne anlatır?

Rahmetin sağanak sağanak yağdığı günler geldi! Üç aylara hazırlıklı mısınız? Üç aylar bize ne anlatır?

İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu. Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu.

Sonra kendi yavrusunu buldu, bağrına bastı. Doyma bilmeden onu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resûlü (sas) bu manzara karşısında iyice doldu. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak parmağıyla yanındakilere bu kadını gösterdi ve: “Şu kadını görüyor musunuz?” dedi. Sahabe cevap verdi: “Evet Ya Rasulallah!” Allah Resûlü (sas) tekrar: “Bu kadın şu kucağındaki çocuğunu cehenneme atar mı?” diye sordu. Sahabe “Hayır ya Rasulallah!” karşılığını verdi. Ve işte bunun üzerine İki Cihan Serveri şu hikmet dolu sözleri söyledi: “Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını cehenneme atmak istemez.”

İşte böylesine başdöndürücü bir şefkat ve merhamete sahip olan Allahu Teala, sene içinde kulları için gönül dünyalarında adeta bir manevi hamle yapmaları adına bazı özel gün ve geceler yaratmıştır. Bu özel zaman dilimlerinde Cenab-ı Hakk"ın rahmet esintileri sağanak sağanak yağmaktadır. Şu günlerde bu zaman dilimlerinden “üç aylar”a kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Malum olduğu üzere halkımız arasında Arabi aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarına “üç aylar” deniyor.

Ahiret ticaretinin yapıldığı kazançlı bir pazar durumunda olan üç aylar, yılda ancak bir defa açılır ve üç ay boyunca devam eder. İstifade edebilenlerin çok şey kazandığı bu pazarı kaçıranlar gelecek mevsimi beklemek zorundadır. Tabii ömürleri yeterse. Kimse yarına çıkmaya garanti veremediği gibi gelecek mevsime yetişmeyi de taahhüt edemez. Öyleyse yapılacak iş, bu mevsimi çok iyi değerlendirmek, bunun için de onu elimize geçen son fırsat olarak kabul etmek.

Üç aylar fırsat günleridir, çok bereketli bir kazanç mevsimidir. Böylesine bir koyup binler alabileceğimiz kazanç kuşağında kaybetmemek için bu günleri iyi değerlendirmeliyiz.

***

ÜÇ AYLARA HAZIR MISINIZ?

Bu günlerde müminler, birbirleri ile tebrikleşmeli, birbirlerini yemeklere çağırmalı, çocuklar sevindirilmeli, fakirlerin gönlü alınmalı, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları giderilmeli, anne-babanın, masum ihtiyarların duaları alınmalı, hasılı bu aylar daha canlı ve daha verimli yaşanmalıdır.

Bütün bu yapılanlar bir yarış havası içinde yapılırken ihlaslı yapmaya da azami dikkat gösterilmeli. Zira ihlasla yapılan küçük bir amel, ihlassız yapılan pek çok amelden üstündür. Bu sayede hem cemiyete huzur gelmiş, hem de manevi bir atmosfer meydana getirilerek, ilahi rahmetin celbine zemin hazırlanmış olur. Yapılan ibadetler, okunan Kur"anlar, Cenab-ı Hakk"a yükselen inilti ve ızdırap dolu dualar, akıtılan gözyaşları, yapılan tevbe, istiğfarlar yağmuru çeken bulutlar gibi ilahi rahmeti kendisine çeker.

İlahi rahmet, semamızı kapladığı zaman onu hayat kaynağı yağmurlar gibi lütuflar, ihsanlar, ikramlar ve hediyeler takip eder. Böylece gelen rahmet damlaları günahlarımızdan, gafletimizden dolayı kirlenen manevi hayatımızı da temizler.

Öyleyse daha ne duruyoruz. Haydi hep beraber, ilahi rahmet ve lütuflara hasret insanlar olarak başımızı okşayacak rahmet bulutlarının celbine ve onu takip edecek ilahi ihsanlara kendimizi hazırlayalım.


Bu bereketli günleri nasıl değerlendirelim?

1. Bol bol Kur"ân-ı Kerim okuyalım.

2. Peygamber Efendimiz (sas)"in şefaatini ümit ederek, O"na salât ü selâmlar getirelim.

3. Kaza veya nafile namazlar kılalım.

4. Dünyaya gönderiliş amacımızı ve gidişatımızı düşünerek tefekkürde bulunalım.

5. İşlediğimiz günahlar için bu bereketli günlerin yüzü suyu hürmetine samimi ve gönlümüzden gele gele tevbe ve istiğfarda bulunalım.

6. Bir dua listesi oluşturarak sevdiğimiz insanlara bol bol dua edelim.

7. Geceleri değerlendirerek haftanın belirli günlerinde teheccüd namazı kılalım.

8. Bu günlerde Allah Resulü"nün diğer günlere nazaran daha çok oruç tuttuğunu ve devamlı hayır yapma peşinde olduğunu görüyoruz. Biz de tutabildiğimiz kadar oruç tutmalı ve elimizdeki imkanlar nispetinde muhtaç olan insanlara maddi yardımlarda bulunarak onları sevindirmeliyiz.


Rahmetin sağanak sağanak yağdığı günler geliyor

 

REGAİB GECESİ

Regaib, “çokça rağbet edilen, kıymetli, değerli, ihsan” manalarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaib Gecesi denilince; “çok lütuf ve ihsan dolu, kıymetli ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” manası anlaşılır. Halk arasında üç aylar diye meşhur olan Recep, Şaban ve Ramazan aylarından Recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi olan Regaib Gecesi, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk habercisi olma şerefini taşımaktadır. Rahmet kapılarının ardına kadar açık olduğu bu gece gaflet içinde geçirilmemeli, bir fırsat gecesi olarak değerlendirilip ona göre hareket edilmelidir.

 

RECEP AYI

Üç ayların ilki olan Recep, “tazim ve tekrim olunan ay” ve “hazırlanmak” manalarına gelmektedir. Peygamber Efendimiz (sas) bu aya ulaştıklarında “Allah"ım! Receb"i ve Şaban"ı hakkımızda mübarek kıl ve bizi Ramazan"a kavuştur” diyerek dua ederlerdi. Bu ay içinde aynı zamanda Mi"rac, Berat ve Kadir Gecesi gibi mübarek zaman dilimlerinin de bir müjdecisi olan “Regaib” gecesi vardır. Regaib, pek çok ata ve ihsan” manasına gelen “Ragibe” kelimesinin çoğuludur. Bu gecede Cenab-ı Hak engin rahmetiyle tecelli edip sonsuz mağfiretiyle muamelede bulunduğu için geceye bu isim verilmiştir. Recep ayının 27. gecesi ise Mirac Kandili"dir. Mirac, kelime manası itibarıyla “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke"deki Mescid-i Haram"dan Kudüs"teki Mescid-i Aksa"ya ve oradan da göklerin İlahi derinliklerine doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk"ın huzuruna çıkmıştır.

 

ŞABAN AYI

Üç ayların ikincisi olan Şaban, kelime manası itibarıyla “dağılan”, “saçılan” manalarına gelmektedir. Bir rivayete göre Efendimiz (sas), Şaban ayında Ramazan için pek çok hayır dağıldığı için bu aya bu ismin verildiğini ifade etmektedir. Şaban ayı içerisinde Berat Kandili vardır. Berat kelimesi, “borçtan, isnat edilen suçtan, ruha azap veren sıkıntılardan kurtulmak” manalarına gelmektedir. Bu gecede Kur"an-ı Kerim, Levh-i Mahfuz"dan alınmış ve bir bütün halinde dünya semasına indirilmeye başlanmıştır. Bu sebeple bu gece hürmetine pek çok günah bağışlandığı için geceye Berat Gecesi denilmiştir. Yine bu ay içinde hicretin ikinci senesi Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa"dan Kâbe"ye çevrilmiştir.

RAMAZAN AYI

Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayı, on bir ayın sultanı ve ayların en faziletlisidir. Zira bu ayda Kur"an nazil olmaya başlamış ve ay boyunca oruç tutmak farz kılınmıştır. Ramazan kelimesi “kızgın taş” manasına gelen “Ramid” kelimesinden türetilmiştir. Ramazan ayı çok sıcak ve hararetli bir zaman dilimine tevafuk ettiği için ona bu isim verilmiştir. Ayrıca nasıl ki kızgın taş etrafındakini yakıp yok ederse Ramazan da kulların günahlarını yakıp mahvettiği için bu aya bu ismin verildiğini söyleyenler de olmuştur. Bazıları ise Ramazan kelimesinin “yağan yağmur” manasına gelen “ramıd” kelimesinden türetildiğini ve nasıl ki yağmurun yağması neticesinde yeryüzünün temizlenmesi gibi Ramazan ayında da günahların temizlenmesi sebebiyle bu aya bu ismin verildiğini söylemişlerdir. Kur"an"ın indirilmeye başlandığı bu ay içinde Kur"an-ı Kerim"deki ifadesiyle bin aydan daha hayırlı olan “Kadir Gecesi” vardır. Bu gece Allah"ın müminlere bahşettiği çok yüce bir ikramıdır. Ramazan"ın her gecesinin dolu dolu geçirilmesi için bu gecenin zamanı gizlenmiştir. Ancak Kadir gecesinin Ramazan"ın son on günü içinde olduğuna dair güçlü işaretler vardır.
NOT:  http://ilahiislam.blogcu.com dan alintidir.


Tarih: 21:31, 3/7/2008 Kategori: Ozel_Gunler-Bayramlar
Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa->



BLOG DESİNG BY